yort savul yunus emre açıklaması

Sonnerie Rencontre Du Troisieme Type Mp3. Survivor 2020'de Yunus Emre ve Berkan oyun esnasında tartıştı. Araya giren Acun Ilıcalı, uyarılarına kulak asmayarak gülen Yunus Emre'yi oyundan diskalifiye etti. TV8 ekranlarının sevilen yarışma programı Survivor 2020’nin bugün ekrana gelecek olan 94. bölüm fragmanı yayınlandı. Gergin geçen oyun sırasında Yunus Emre ile Berkan arasında tartışma yaşanıyor. Tartışmanın büyümemesi için araya giren Acun Ilıcalı, tavırlarından rahatsız olduğu Yunus Emre’yi oyun alanından dışarı çıkarttı. Agresif tavırları ve kullandığı kelimeler yüzünden izleyiciler tarafından da sevilmeyen bir an önce elenmesi istenen bir oyuncu olan Yunus Emre böylelikle Acun’u da kızdırmış PİŞKİN GÜLMESİ ACUN’U SİNİRLENDİRDİAgresif tavırlarından dolayı birçok kez Ilıcalı tarafından uyarılan Yunus Emre, Berkan’la tartışırken “Senin gibi efendileri ben iki parmağımla cebimden çıkarıyorum” dedi.. Bu sözlerden sonra sinirlerine hakim olamayan Acun Ilıcalı, “Yunus Emre dikkatlice beni dinle. Sen kötü kelimeler kullanıyorsun. Kötü kelime kullanamazsın. Bunu anlamıyor musun sen?” diyerek yarışmacıyı uyardı. Ancak Yunus Emre’nin bu uyarı karşısında gülmesi Acun’u kızdırıyor. Ilıcalı, “Hiç anlamış gibi değilsin. Anlattığımızdan da bir şey anlamıyorsun” diyerek Yunus Emre’yi oyundan ihraç ediyor. İlginizi Çekebilir Survivor Yunus Emre kimdir? Yunus Emre Özden kaç yaşında, mesleği nedir? Haberler Yaşam Survivor Yunus Emre Özden’in bu halini hiç görmediniz! Survivor Yunus Emre kimdir, kaç yaşında ve nerelidir? Giriş Tarihi 1230 Güncelleme Tarihi 1230 TV8 ekranlarının sevilen yarışma programı Survivor'da heyecan giderek artıyor. Ünlüler ve Gönüllüler takımı arasındaki rekabet giderek artarken, sinirler de her geçen gün yükseliyor. Survivor'a önce Gönüllüler takımında başlayan daha sonra ise Ünlüler takımına geçen Yunus Emre Özden, son haftaların en çok konuşulan isimlerinden birisi oldu. Başarılı yarışmacı ile ilgili bilgiler merak edilirken, Yunus Emre Özden'in sosyal medya paylaşımları da dikkat çekti. Peki, Survivor Yunus Emre kimdir, kaç yaşında, nereli ve mesleği nedir? ABONE OL Survivor hayatına Gönüllüler takımında başlayan Yunus Emre Özden, burada umduğunu bulamadı ve birçok takım arkadaşı ile tartışmalar yaşadı. Aynı zamanda performansı da oldukça kötüydü. Acun Ilıcalı'nın kararı ile Ünlüler takımına geçen Yunus Emre, burada performansını da arttırarak bir anda en çok konuşulan isimlerden birisi olmayı başardı. Başarılı yarışmacının daha önce sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar da dikkat çekerken, hayatı ile ilgili bilgiler de merak ediliyor. Survivor Yunus Emre kimdir, kaç yaşında, nereli ve mesleği nedir? İşte detaylar SURVİVOR YUNUS EMRE ÖZDEN KİMDİR? İstanbul/Silivri'de doğan ve hala Silivri'de ikamet eden model, boyunda ve 82 kilo. 2 çocuklu ailenin tek oğlu olan Survivor Yunus Emre, Açıköğretim Fakültesi'nde Ulaştırma Lojistik okuyor. Lise hayatında yaşadığı bir rahatsızlık sonucu çok kilo aldığını ve okuldayken aldığı kilolarla çok dalga geçildiği için okulu bir türlü sevemediğini ifade eden Yunus Emre, bu sebeple tedavisi sona erdiğinde okul çıkışı şehir stadında koşarak 96 kilodan 64 kiloya düşmeyi başarmış. 17 yaşına geldiğinde başvuru yaptığı ajanslarla katalog çekimleri yapmaya başlayan Yunus Emre, 18-19 yaşlarında Fashion Week'lerde çıkmaya başladıktan sonra modelliğin bir parçasının da spor olduğunu ve bu nedenle kum torbasının başında saatler geçirdiğini, küçüklüğünde ise hep dövüşçü olmayı hayal ettiğini fakat ailesinin buna izin vermediğini söylüyor. Daha sonrasında spor salonuna gelen profesyonel kick boxer, güreşçi ve karetecilerle yaptığı antremanlarda onlardan daha iyi olduğunu fark eden Yunus Emre, MMA dövüşlerine katılmaya başlıyor. 2019'da Türkiye 3.'sü, İstanbul 2.'si olan Yunus Emre, şu anda modellik ve yardımcı oyunculukla ilgilendiğini, aksiyon filmi çekmek ve dövüş kulübü sahibi olmak gibi hayalleri olduğunu ifade ediyor. MMA federasyonunun bile hocam diyerek hitap ettiği bir manken dövüşçü olduğunu söyleyen Yunus Emre, MMA'nın kötülüklerden arınma yolu ve kendi çapında başarısızlıklardan başarılar çıkarma öyküsü olduğunu düşünüyor. Ece Ayhan'la kitaplarında tanışmam, 1977'ye dayanıyor. Libya'da köprüler yaparken geldiğim kısa seyahatlerden birinde, o sıralar yeni kurulmuş olan olan Ajans Ada'ya uğramıştım. Herhalde kuruluş nedeniyle, Ece Ayhan'ın bir kitabından 1000 adet yayınlayıp numaralamışlar Yort Savul. "Yort Savul" sözü, Yunus Emre'nin bir şiirinden alınma padişahı kim bileydi kul itmese yort savulBeklendiği gibi kitap, "Yort Savul" adlı şiirle açılıyor numaralar Ece Ayhan'ın YORT SAVUL Atlasları getirin! Tarih atlaslarını! En geniş zamanlı bir şiir yazacağız Harisi karşılık verecek ama herkes Göğünde kuş uçurtmayan şu üç soruya Bir, Yeryüzüne nasıl dağılmıştır Tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar? İki, Daha yavuz bir belge var mıdır ha Gerçeği ararken parçalanmayı göze almış yüzlerden? Üç, Boğaziçi bir İstanbul ırmağıdır Nice akar huruç alessultanlarda bayraksız davulsuz? Nerede kalmıştık? Tarihe ağarken üç ağır yıldız Sürünerek geçiyor bir hükümet kuşu kanatları yoluk Çocuklar! ile bile muhbirler! ve bütün ahali! Hep birlikte, üç kez, bağırarak, yazınız Kurşunkalemle de olabilir Yort Savul!Ekşi Sözlük'te "üç ağır yıldız" sözü üzerine bir yorum, bu yıldızların adlarının, Deniz, Hüseyin ve Yusuf olduğu üzerine. Ayaklanma kavramına aşık Ece Ayhan için beklenir! Ece Ayhan, beni hep çocuklara bakış açısıyla, onları anlatışıyla sarsmıştır. "Orta İkiden Ayrılan Çocuklar için Şiirler" başlıklı şiirini ilk okuduğumda, bunların toplumumuzun içinde ne kadar büyük bir dilim olduğunu merak ettim. "Orta ikiden terk" lafını yaşamım boyunca o kadar sıklıkla duydum ki, toplumun yarısını bile oluşturuyor olabilir bu "çocuklar". Sivil ölümden konuşuyoruz dağılan neftîlikler arkadaşlar Makedonyalı kalın usta marangozlar. Kapaklanır bir adam daha kaçıncı, aktığımızı görünce ters çevrilmiş kente karşı işte onun denizlerine delikanlı kotaklarımızı çıkarmış ve ırmaktır. Erkek ölümden konuşuyoruz yeni ormanlardan dahi "dikeni seven gülüne katlanır bir kadın" dan. Haramiler ki kırkın üstünde artık sayıları bir küçük tabut tabakada gezdirirler ölüleri fakfon burunlarına çekmek üzre, ince çağrışımlıdır. Ey orta ikiden ölerek ayrılan çocuklar! aslında başlıyan askerler tabiatta hâlâ tramvaydan Sirkeci'de mi inerler? süsüne kaçılmamış bir cenaze törenine gitmek Ayhan, "çocuklar" ve "ayaklanma" sözcüklerini sıklıkla bir arada kullanır. "Meçhul Öğrenci Anıtı" çarpıcıdır Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında Bir teneffüs daha yaşasaydı Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür Devlet dersinde öldürülmüştür Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu - Maveraünnehir nereye dökülür? En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı - Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!Ece Ayhan'ın kullandığı dil, halk çocuklarının dilidir. Zaten Morötesi Requiem kitabının alt başlığı da "Ağzıbozuk bir Minyatür". Şu şiir, atından inmeden Orta Asya bozkırlarında at koşturan, acıktığında atının ensesine bıçakla çizik atıp kanını emerek yola devam eden akıncıların ruhunu çağrıştırıyor. Artık Atından İnmeden Sevişmeye Alışmalısın İşte bir Bok Ana ki kızlarını sünnet etmiş. Bir ölünün * kulağını dinlemesinler sıkı ağız. Bir karının oğlunu diriltmesinler dul. Bir talikayla getirirler Niyazi adında bir geyiğin çektiği. Buz tutmuş bir delikanlıdır iyi gözlü dilsiz. Makedonya'da * düşünülmiyen. Hırçın bir belleği sergileyebilir bir gizli kapak *. Bin lacivert güvercinle. Kasabalar kapanmıştır ve bir postnişinden korkulur. * Amber içinde saklı bir ölünün atlarla geçen kimselersin oğlanhğı. * Makedonya ay bir köpekle çıkmış uluyordu. * Kentlilerin mutluluğu öldürülür Requiem'in iç kapak yazısı, Ece Ayhan'ın yaşam öyküsünü ve yaptığı etkileri şöyle özetliyor Şiirimizin en önemli "modern ustalanndan biri" olarak adlandırılan Ece Ayhan, 1931'de Datça'da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. İlk şiiri 1954'te "Türk Dili"nde yayımlandı. Bu dönemde, sonradan ilk kitabı Kınar Hanımın Denizleri'ne 1959 aldığı, kendine özgü çağrışımlar ve göndermelerle örülü şiirleriyle hem Türk şiirinde hem de İkinci Yeni'nin içinde kendine farklı bir kanal açtı. 1965'te yayımladığı Bakışsız Bir Kedi Kara ve 1968'de yayımlanan Ortodoksluklar'la, neredeyse bütünüyle "özel bir dil" halini alan bu şiir, Ayhan'ın, 1973'te yayımladığı ve daha geniş bir okur kitlesince alımlanan Devlet ve Tabiat'ıyla birlikte bu kez de "Sokağın diliyle" okurunu ve izleyicilerini oluşturdu. 1977'de yayımlanan ve kitapla aynı adı taşıyan ünlü şiirini ve ilk dört kitabını içeren Yort Savul ise Ece Ayhan şiirinin kendisinden sonraki kuşaklar üzerindeki gücünün belki de topluca belgelenişi idi. 1981'de Zambaklı Padişah, 1982'de de "tarihin düzünden okunduğu" Çok Eski Adıyladır'ı yayımlayan Ece Ayhan'ın şiiri üzerinde Enis Batur, Tahta Troya'da 1981 bir kitap boyutunda konaklamış; Ender Erenel Ece Ayhan Sözlüğü'nü, Kemal Yangın - Orhan Alkaya ikilisi ise Çok Eski Adıyladır Sözlüğü'nü yayımlamışlardı. Ayhan'ın '82 sonrası şiirlerinin bir bölümünü, kimi yazı ve konuşmalarıyla birlikte içeren Çanakkaleli Melâhat... 1991'de "düzşiirler" alt başlığıyla doğduğu Datça'da Can Yücel'in yatıyor olması ilginç. Ama şöyle de bir tanım var Ekşi Sözlük'te "Nazım Hikmet'in hayatının son dönemlerinde, Moskova'da sürgünde yazdığı şiirlerini 'kartposal şiiri' diye nitelendirdiğinden, Can Yücel'in hakaretlerine maruz kalan şair". Her ikisinin görüşünün de kızgınlıkla, ya da alkol etkisiyle oluştuğundan kuşku duymuyorum. Her ikisinin de sanat ve siyaset dünyalarındaki hasımlarının sayısı, rahatlıkla bir kasabayı doldurur. Ece Ayhan'ın düz yazıları da şiiri öksüz bırakmaz. Beni en fazla etkileyeni, "Bakışsız Bir Kedi Kara". Gelir bir dalgın cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lâmbayı. Uzanır ağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklar bir dilde bilmediğim. Göğ­sünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki. Üzünç Teyze tavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullar­dan kovgun. Geçer sokaktan bakışsız bir Kedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatlan sığmamış. Bağırır Eskici Dede. Bir korsan gemisi! girmiş Ayhan, doğu ve batı kültürlerini tanır ve bunları, şiirinde karşı karşıya getirmeyi sever. Benim hiç çin'de bir ablam olmamış korkunç hû gecelerin ilerlemiş saatlerinde tramvaya binen bir bach konsertosunun dudakları gibi çilek korkunç yazarken kullanmayı sevdiğim deyimlerden biri, Ece Ayhan'dan alınma "Abiler". Beni çocuk konumuna getirip, okurlara saygıyı ifade eder bu deyim. Şiirimiz karadır abiler Kendi kendine çalan bir davul zurna Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan Taşınır mal helalarında kara kamunun Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler Şiirimiz her işi yapar abiler Valde Atik'de Eski Şair Çıkmazı'nda oturur Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abilerEce Ayhan, ayaklanmalarıyla, kültürler arası yolculuklarıyla ve halkın ağzını beceriyle kullanmasıyla, gönüllere kapak atmış bir şair, bir yazar. Çok sayıda şairi ve yazarı da etkilemiş bir kültür insanı. VÇ/TK Islak Sokaklar ıslak ıslakAğır basar rüzgârDuvar boyunca ilanlardanRenkler şehre dağılmışKapılar kapalı kapılarPancurlar pencerelereBulutlar düşer denizeGölgeler ıslak ıslakBoş meydanlarda soğukÜşümek üşümekBakmayınız genç adamaGözleri varElleri varAvuç içleri ıslak ıslak. Ece Ayhan Şubat, 1954 Yort Savul Arap Paşa Şapa Oturdu Merhaba diyoruz ölü teyzelerimize çocuklarmerhaba diyorlar o şiirlerimizin eşikleriMum tacirlerinin kızları ne temiz porselenyüz çiçeğe yüz ay çıkarırmış bu tabaklarYüzüklerinde altın parmaklar takılıymış veçarşılar grevsiz deli olurmuş yalnızlık işte. Ece Ayhan 1958 Yort Savul A. Petro Bir gülüşün var ayakta kötü elbetburcuvalıklarında bir dudak gül gibiBütün ellerinin sokakları aşktır senin a. petro. Ece Ayhan 1958 Yort Savul Gül Gibi Kanto Dipsiz kuyularda analarının kahrıazalmış galata'da iki deli çocukbacakları uzamış rıhtımdaEnlemlerle boylamların denizleri geçişiiki deli çocuğun uyuduğu saatlere rastladığı içinonları hiç görmeyecekler işte. Ece Ayhan 1957 Yort Savul Denizkızı Eftalya Neden üç aylar girerken kurşun harflerle salılarahiç soyutlanmamış ırmaklarda boğuluyor ibrahimismail soda içen kalabalıklara doğru cumhuriyet olmuş ,anlamıyorum şey yani ishak bakır kapılarda bakır tokmakdenizkızı eftalya cumhuriyette ağaçlara benzer öldü diyeYahu istanbul bu yahu neden birdenbire istanbul buistanbullu ölümcülere takılıp kahvermiş bir salaş tiyatrosu göğündeyalnız üç aylarda salı günleri otuz birle rumba da rumbabizim laternada dokuduğumuz deli çocuklar gibi bir gök budalasıen eski ipek saçlarıyla uzamış topuklarına kesilmiş göz kapaklarıkuyularda yarısı harita deniz yarısı hatırlanmamış eftalyaVe kuyulara eğilip ölümcülere selam verirken eftalyaneden ibrahim'in ismail'in ishak'ın anaları gibihalklar olmak istemişti cumhuriyette üç aylar salılara. Ece Ayhan 1956 Yort Savul Bir Elişi Tanrısı İçin Ağıt Peki nasıl oldu da hatırladı denizde boğulduğununasıl oldu da peki anlatamıyorum biliyorsunÖyle ölüme düşkündü ki biyoloji sıfırbir şarkı yiyor şimdi şapkalarını orospular eksiliyorAma yok ne olur ağlama böyle ama yokşunun şurasında tramvaysız, çocuk olmak turunç olmakKantocu peruz sahiden yaşadı mı patron? Ece Ayhan 1956 Yort Savul Kambiyo İstemiyorum biliyorsungeceleri kapkara düşünceli şapkasızbirdenbire sokaklar arasında raslanmış bir kambiyosterlinle dolarla lirayla biliyorsun istemiyorumSabahlara değin dövülmüş bir kadınöznel pencereler bir de kent dikkat ettinseneden böyle çırılçıplak olduğumuzuşimdi daha iyi anlıyorsun değil mineden dövülmüş bir kadınBelki bir gün belki eve dönmektenutanıyorum gölgesiz bomboş yenilmiş bir takım gibibelki bir gün belkiküstahça şapkasız ters çevrilmiş eldivenlerlepabuçlarımı sürüyerek ıslık çalarak kapıdaBu gece de sen döv benikambiyo öylesine çoktan kapanmış kineredeyse açılacakbelediye saati koşu koşuyor cebimdeBu gece de sen döv beni gizemsel bir caddedeoruçluyum dövülmeden olmaz limon gibi aybin yıldır şapkasız eve pencerelere dönemiyorumistemiyorum biliyorsun. Ece Ayhan 1956 Yort Savul Akdeniz Pencereleri Açın pencereleri açınakdeniz'de sabah oluyorküçük harfli musahep böyle gökyüzündeKıvanç duyuyorum bu akçalı güneşten 'çürümüş bankalar borsalarbirazdan açılacak yeryüzüneayaklarımızın altında kezlerce deniz çayımızı içerkenOn beş kuruş uzattı seninkion beş kuruş bir gazeteaydınlık yüzlü bir kadın bize sesleniyorbirdenbireAkdeniz akdeniz'de çay içerken yaratılıyorşu bizim dev dudaklıve küçük harfli musa içinaçın pencereleri açın. Ece Ayhan 1956 Yort Savul İbraniceden Çizmek Bacaklarım uzunnereye gitsem uzunnereye gitsem gelip beni buluyorçıkmaz bir sokakta ablamBu kente bir güvercin çizmekgüvercinin gözlerini çizmekbir güvercinorta çağda bir güvercin tebeşirleBir duvar boyunca ağaç serinlikbir ses çiziyorumherkeste olsun herkeste bir ses olsun istiyorumgüvercinde bir ses ablamda orta çağda bir sesNereye gitsem uzunbacaklarımdan buluyorlar hepçizerken başka bir sesive bayraklar dolusu bir bayramı kenteibraniceden. Ece Ayhan 1956 Yort Savul Ecegiller Sam yeli de dalgınlıklarla bir çocukmuşeğilip barışlıklar çizermiş evler üzerinenasıl bir ağaçdıysak çocukkentümleçleri özneleri nasıl unuttuysak denizdeturunç olmak istiyoruz yine turuncuz da. Ece Ayhan 1957 Yort Savul Kudüs Fareleri Dördüncü konuşmamızdaben nerdeyim?isa'dan önce bu kenttebir karınca taciriGünahkâr bir hayalet içinbiraz ölümuyluk kemiğiyle acı çekeceksaraylarındaBeşinci konuşmamızdaanlatmak diye bir şey yoktur buradaarsenik götüren bir uşakefendisineVebalı gecelerdenmakasla kesilmiş sarı bir aykurtulacaklarınainanırlardıBiz vaktinde ölmüş olduğumuz içinsatranç taşları gibikireçlerden korkmuyordukbir de kudüs fareleribir de kudüs fareleriBir öyle farelerbir öyle fareler. Ece Ayhan 1955 Yort Savul İpeka Remillerle kanıyor labirent buluşmaları. Yaşıtımdıve kapanmış bir kraliçeydi. Nasıl atlar ve nasılkatanalar çürürdür. Varılan derinlikte. Ağıntılarla örtüyor kendini. Kılıç kında kösnüdümdüz bir olasılık. Aldırmıyorum. - Kimse birbiriniaramasın! Geçerken belirli bir denizi. Ece Ayhan Yort Savul Ey Kanatsızlık Batmış bir tramvay, ... ahtapotlar, ince ve upuzunbarbarlar. Yalnızlık dönüşür bir zenci arkadaşaimparator. Kucağında bir padişahın da kuş. İstemiyor bitsin ...büyüsü. Bir boyundaki serüven, uçurum. Hiçkonuşmuyoruz. Anlaşılmayacaksın. Ey kanatsızlık! Koyulaşır vebir denizin denizinde ağlarken. Bekleyen bir Ece Ayhan Yort Savul Kargabüken Kaçmış bir çatanayla külüstür ve cin. Çalarak sinsimızıkası bilinmezlik. Kara mürekkebin. Gizlerdi menekşe gözlerini bir kahkahayla. Hiçzakkum arkadaşı yok. Lepiska saçlı. Esrik. Bir firavun daha dövdürüyordur pazusuna. Çocuklarlaokulların çarpıştığı eylül. Mısrâyim'de. Ece Ayhan Yort Savul Firavun ... büyümüş. Bir firavunla yatar kalkardınsabahlara karşıki. Yağmur ayları sürgünlüğün. Ağzında firketeler. Bir kuş, konmaktan dövmeleri kollarında, vardı. Saçlarını da kardeşin taşırdı kömür karası. Bir kentgörünür sen güldükte kurulmuş. ... tutakında 'seviyorum' yazılı bir tabancayakoşardın. Bir haşhaş, yolcusunu taşımaya hazır. Ece Ayhan Yort Savul Sevgili Uğursuzluk Geçirdi çılgınlık bir kasketi başına. Koştu paslandığıbölgelere silah satıcıların. Kurdu okulkaçaklarıimparatorluğu. Buldu altın bir top da Manastır'da. Taktı yakasına bir eylül ormanı. Bitmesinler incikboncuk dolu bir gömüyü. Sırtlanı da elma yüzlü. Boğuştu kapmak için bir hançeri. Konuşuldu bir cumartesi kırımlardan. Kapalıydıbüyücüler. Astılar içine bir içki şişesinin. Ayaklarındagümüş ağır potinler. Sevgili uğursuzluk. Serseri'yi. Ece Ayhan Yort Savul Kargınmış Bir İlkyaz Ay; gecikmiş ağı, yosun yeşili bir canavar. İlerlemişgece; kanatsız yarasalar, ıslanmış silahlar. Devrilmiş birtramvay caddede. Bunlar, kargınmış bir ilkyazınsimgeleri. Büyük uçurtmamı çalmışlar deliliğimden,mor gözlü çocuk ölüsü bir pazar, onu bulamıyorum. Ece Ayhan Yort Savul Gizli Yahudi Gözkapaksız, şeytandan biri, çekiyor tramvay paramı benim. Arada şurada böylecik kente inip uzun üzüldüğüm ve sarsıldığım olur. Otelde, onun Ceset'imin yatağında yatarım. Saçlarının kapkara öyle uzadığı zamanlarda, dirimin ondan esirgediği ve benim ona vermeye çalıştığım şey neydi acaba? diyedir kurarım. Kocaman öküz ellerimle. Alçak bir mahmuz. Kükürt kokusu. Dağlanmış bir kıç. Bakır çalığı. Damarlarımdaki lağımlarda bir fare. İndiğim kenti ve içimdeki darağacını kemirir. Deliler, fareler, erkek fareler bölüşür kömürleşmiş bir cesedi. Mahzende. Onu sevmenin sözcükleri olmamıştır, bu belinde anahtarlar sevişin sözcükleri olmamıştır ki. Kaçardım korkunç karşılaşmamak için bir bezbebekle. Karşılaşmak. Bu, benim yeniden İşkence Sözlüğü'ne dönmem demek olurdu. O angut ormanlarının sevinç yiyen dulu, yedi yıllık gelincik kin, kalıt dağıtan meşin eldivenli ipek el.. Gömülmek istemezmiş.. Üşürmüş.. Arka sahanlıkta yanarak uzaklaşan genç şeytan. Gözlüklerimi kıskançlığım bataklıklardan çıkarıyorum. Başlangıcı kundak bir yangından sonra bir türlü bulunamayan eski metresimin Ceset'imin oğlan kardeşi. Kalın yüzünü örten ince böcek bakışlı aile maskesinden tanınıyor. Adam! Niçin hıçkıracakmışım sanki. Kolaylıkla sever, bir kemerin altından geçer, kolaylıkla unutur bir ne gizli yahudiyimdir ben. Ece Ayhan Yort Savul Sardunya ve Çocuk İçerlerdeki, o utanç mağaralarına, çarılçamur - sekerekten yine de, bir çocuk sığınıyor. Selanik bohçası, hasır şapka, yağmur kuşu. Mahkûmiyetinde ve sağ yanağında bir el kadardır kara gül lekesi. Sardunya bahçelerine bitişik halasının - uzunluğuna. Güz düşlerinde herhal, ölümün ve arkadaşının mızıkasıyla, eski deniz, deniz sokaklı adalara giden bir çocuk. Rüzgâr, sürükleyip duruyor dışarlarda; küf gözlü, tenekeden bir ejderhayı ve paslı bir cesedi. İmsaklarda beklenir her zaman, derin bir gulyabani çünkü. Katranlar, inanılmaz istanbulinler giyinmiş. Çağırmak için onu tâ Selanik'ten, Ürkünç Amca'sı kılığında - iğneli fıçılara, iğneli fıçılara. Sonra, sabaha karşı, gecikmiştik ve lacivert. Solgun ve öksüren, nalsız atlarıyla dönülür, ermişlerin merdiveninden inerek, karanlık, saraç ya da haşhaş dükkânlarına. Çocukluğun da Selanik kapıları, büyük lavanta ve tokmaksız. Gidip bir ilkokulda uyuyacaktır, bütün o sığ denizleri, şeytan minarelerini, belki de. Yazdan unutulmuş açık bir pancuru gibi halasının, ölümün ve arkadaşının mızıkasıyla, yeryüzünde geceleri satışa çıkarılmış sardunyaların ağır öyküsünün arabasını anlatan çocuk, yalnızca. Ece Ayhan Yort Savul Epitafio Boğulmuş geldiler denizden ikindi üzeri, yeşil çuhalı kahveler rıhtımında gizlenmiş çivit rengi evlerine. Falı İspanyol -. Başlarını eğiyorlar yine ablalarının önünde, sabahleyin olduğu gibi. Saçlarını tarasınlar ve ayırsınlar diye ortadan. Kördüğüm -. Onları çağırıyor çığlık çığlığa, bir iskambil kâğıdı sokağından, malta taşları üzerinde, çocuk oyunu binlerle. Şeytan çizilmiş -. Görüyorlar, ne de güzel gülüyorlar öyle uzun uzun. Ama gelemeyecekler işte. Bohçaları derleniyor. Aceleleri var. Çürük -. Acaba çıkar mı yine önüne, kopçalarını ilikletmek isteyen o şişko kadın, Afrika'ya giden yosunlu ve çetin yollarının da, ablaları? Ece Ayhan Yort Savul • 01 Haziran 2020 - 1145 • Son Güncelleme 01 Haziran 2020 - 1157'Survivor 2020' yarışmasının 94. bölüm fragmanı yayınlandı. Yunus Emre ve Berkan oyun esnasında tartıştı. Araya giren Acun Ilıcalı, uyarılarına kulak asmayarak gülen Yunus Emre'yi oyundan diskalifiye etti.• 01 Haziran 2020 - 1145 • Son Güncelleme 01 Haziran 2020 - 11571Bu akşam ekrana gelecek 'Survivor 2020'nin yeni bölümde takımlar, büyük ödül için karşı karşıya gelecek. Oyun öncesinde Acun Ilıcalı’nın açıkladığı büyük ödül ile birlikte yarışmacıların ağzı açık kaldı. Ünlüler ile gönüllüler, büyük ödülü kazanmak için kıyasıya mücadele yeni fragmanda büyük ödül ile birlikte oyunda gerginlikler yaşanıyor. Oyun sırasında Berkan ile tartışan Yunus Emre'yi Acun Ilıcalı Ilıcalı, "Yunus Emre dikkatlice beni dinle. Sen kötü kelimeler kullanıyorsun. Kötü kelime kullanamazsın. Bunu anlamıyor musun sen?" sözleri üzerine Yunus Emre gülerek "Anlıyorum abi" diyor. 4 Ancak Yunus Emre'nin bu uyarı karşısında gülmesi Acun Ilıcalı'yı kızdırıyor. Ilıcalı, "Hiç anlamış gibi değilsin. Anlattığımızdan da bir şey anlamıyorsun" diyerek Yunus Emre'yi oyundan ihraç ediyor. 5'Survivor 2020'nin 93. bölümde gönüllüler takımından Berkan ile ünlüler takımından Yunus Emre arasındaki tansiyon yine yükselmişti. Kamp alanında çıkan tartışmayı diğer yarışmacılar Emre, gönüllüler takımının ünlüler takımını küçümsediğini iddia etti. Bunun üzerine Survivor Berkan, bir yanlış anlaşılma olduğunu söyleyerek ne dediklerini açıkladı. Fakat Yunus Emre ile Berkan arasındaki konuşma sırasında ortamda oluşan gerginlik, gittikçe yükseldi. Ardahan, araya girerek Yunus Emre’yi yarışmacı arasında atışma bu sefer uzaktan uzağa devam etti. Karşılıklı atışmalar ile tansiyon iyice yükseldi ve Berkan ile Yunus Emre birbirlerinin üzerine yürümeye başladı. Burada araya giren arkadaşları, Berkan ile Yunus Emre’yi sakinleştirmeye çalıştı.

yort savul yunus emre açıklaması